114 sureden 77. sure · Mekkî
Mürselât Suresi (Gönderilenler)
سُورَةُ المُرۡسَلَاتِ
Meal: Rowwad Translation Center, QuranEnc.com, sürüm 1.0.4. Meal, Kur’an’ın anlamlarını aktarır. Kur’an’ın kendisi Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
1
2
3
4
5
6
7
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌۭ
Şüphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir.
Bağlantı
77:7
8
9
10
11
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri bildirildiği zaman.
Bağlantı
77:11
12
13
14
15
16
17
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonra arkadan gelenleri de onların arkasına takacağız.
Bağlantı
77:17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍۢ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءًۭ فُرَاتًۭا
Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?
Bağlantı
77:27
28
29
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Yalanlamış olduğunuza (azaba) doğru yürüyün bakalım!
Bağlantı
77:29
30
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّۢ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍۢ
Üç kollu (ateşin) gölgesine doğru yürüyün!
Bağlantı
77:30
31
32
إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍۢ كَٱلْقَصْرِ
O, her biri saraylar gibi olan kıvılcımlar saçar.
Bağlantı
77:32
33
34
35
36
37
38
هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ
Bu, ayırma (hüküm) günüdür. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız.
Bağlantı
77:38
39
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌۭ فَكِيدُونِ
Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana karşı tuzak kurun!
Bağlantı
77:39
40
41
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍۢ وَعُيُونٍۢ
Şüphesiz ki takva sahipleri, gölgelerde pınar başlarındadır.
Bağlantı
77:41
42
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
Bağlantı
77:42
43
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Yaptığınız ameller sebebi ile afiyetle yiyin, için.
Bağlantı
77:43
44
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Bağlantı
77:44
45
46
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
Yiyin ve biraz yararlanın; muhakkak ki siz günahkârlarsınız.
Bağlantı
77:46
47
48
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ
Onlara; “Rükû edin!” denildiği zaman rükû etmezlerdi.
Bağlantı
77:48
49
50
فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ
Onlar bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze iman edecekler?
Bağlantı
77:50