114 sureden 37. sure · Mekkî
Sâffât Suresi (Saf Tutanlar)
سُورَةُ الصَّافَّاتِ
Meal: Rowwad Translation Center, QuranEnc.com, sürüm 1.0.4. Meal, Kur’an’ın anlamlarını aktarır. Kur’an’ın kendisi Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
1
2
3
4
5
رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَـٰرِقِ
O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, doğuların da Rabbidir.
Bağlantı
37:5
6
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Bağlantı
37:6
7
وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَـٰنٍۢ مَّارِدٍۢ
Ve onu (göğü) kovulmuş Şeytanlar'dan koruduk.
Bağlantı
37:7
8
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ
Onlar, artık mele-i a'la'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
Bağlantı
37:8
9
دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ
Kovularak uzaklaştırılmış (olurlar) ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Bağlantı
37:9
10
إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ
Ancak bir (söz) çalıp kapan olursa onu da parlak bir ateş izler.
Bağlantı
37:10
11
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ
Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Doğrusu biz onları, yapışkan bir çamurdan yarattık.
Bağlantı
37:11
12
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ
Hayır, sen şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.
Bağlantı
37:12
13
14
وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ
Bir ayet (mucize) gördüklerinde alaya alırlar.
Bağlantı
37:14
15
وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ
"Bu, ancak apaçık bir büyüdür." derler.
Bağlantı
37:15
16
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
"Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı gerçekten biz mi diriltileceğiz?
Bağlantı
37:16
17
18
قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ
De ki: “Evet! Hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Bağlantı
37:18
19
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ
Çünkü o, korkunç bir sesten ibarettir. O zaman etrafa bakıp dururlar.
Bağlantı
37:19
20
وَقَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا هَـٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ
"Eyvah bize! İşte bu, hesap günüdür." derler.
Bağlantı
37:20
21
هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
“İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür.” denilir.
Bağlantı
37:21
22
۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ
Zalimleri, onların eşlerini ve tapmakta olduklarını toplayın.
Bağlantı
37:22
23
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ
Allah'tan başka (ibadet etmiş olduklarını) Cehennem yoluna iletin!
Bağlantı
37:23
24
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ
Durdurun onları; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
Bağlantı
37:24
25
26
27
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
Bağlantı
37:27
28
قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ
"Siz, bize sağdan geliyordunuz." derler.
Bağlantı
37:28
29
قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ
Diğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz."
Bağlantı
37:29
30
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَـٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَـٰغِينَ
Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.
Bağlantı
37:30
31
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu (azabı) tadacağız.
Bağlantı
37:31
32
فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِينَ
Evet! Sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimseler idik.
Bağlantı
37:32
33
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ
Hiç şüphe yok ki, o gün onlar azapta ortaktırlar.
Bağlantı
37:33
34
35
إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ
Çünkü onlar, kendilerine; "Allah’tan başka (hak) ilah yoktur." denildiği zaman büyüklenirlerdi.
Bağlantı
37:35
36
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ
"Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?" derlerdi.
Bağlantı
37:36
37
بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri doğruladı.
Bağlantı
37:37
38
39
وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.
Bağlantı
37:39
40
41
42
43
44
45
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ
Etraflarında pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
Bağlantı
37:45
46
47
لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ
Onda ne baş dönmesi vardır, ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.
Bağlantı
37:47
48
وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ
Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
Bağlantı
37:48
49
50
51
قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ
İçlerinden biri; "Benim bir arkadaşım vardı." der.
Bağlantı
37:51
52
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ
Bana derdi ki: "Sen gerçekten tasdik edenlerden misin?"
Bağlantı
37:52
53
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ
"Ölüp toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman yeniden mi diriltileceğiz?"
Bağlantı
37:53
54
قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
(Cennet'e giren) Ona; "Ne olduğunu görüyor musunuz?" der.
Bağlantı
37:54
55
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
Bakar ve onu cehennemin ortasında görür.
Bağlantı
37:55
56
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ
"Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helâk edecektin!" der.
Bağlantı
37:56
57
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ
"Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (Cehennem'e) getirilenlerden olurdum."
Bağlantı
37:57
58
59
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
"Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?Bize azap edilmeyecek miymiş?"
Bağlantı
37:59
60
61
لِمِثْلِ هَـٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَـٰمِلُونَ
Çalışıp amel edenler, böylesi için çalışsınlar.
Bağlantı
37:61
62
أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
(Nimet olarak) Bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Bağlantı
37:62
63
إِنَّا جَعَلْنَـٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّـٰلِمِينَ
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
Bağlantı
37:63
64
إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ
O, Cehennem'in dibinden çıkan bir ağaçtır.
Bağlantı
37:64
65
طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَـٰطِينِ
Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.
Bağlantı
37:65
66
فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.
Bağlantı
37:66
67
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ
Sonra, onlar için üzerine kaynar su katılmış içki vardır.
Bağlantı
37:67
68
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ
Sonra da onların dönüşü yine Cehennem'edir.
Bağlantı
37:68
69
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ
Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Bağlantı
37:69
70
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ
Kendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.
Bağlantı
37:70
71
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
Bağlantı
37:71
72
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar göndermiştik.
Bağlantı
37:72
73
فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Bağlantı
37:73
74
75
وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ
Andolsun, Nuh bize seslenmişti de ne güzel icâbet etmiştik!
Bağlantı
37:75
76
وَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Bağlantı
37:76
77
78
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Bağlantı
37:78
79
80
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Bağlantı
37:80
81
82
83
۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ
Şüphesiz İbrahim de onun yolunda olanlardan idi.
Bağlantı
37:83
84
إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ
Hani O, Rabbine (şirkten) selamette olan bir kalp ile gelmişti.
Bağlantı
37:84
85
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ
Hani o, babasına ve kavmine; “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.
Bağlantı
37:85
86
أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ
"Allah’tan başka uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"
Bağlantı
37:86
87
88
89
90
91
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Bunun üzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.
Bağlantı
37:91
92
93
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ
Sonra üzerlerine gelip sağ eliyle (kuvvetle) vurdu.
Bağlantı
37:93
94
95
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ
İbrahim onlara: "Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.
Bağlantı
37:95
96
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.
Bağlantı
37:96
97
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَـٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ
"Onun için bir bina yapın, onu alevli ateşin içine atın!" dediler.
Bağlantı
37:97
98
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَـٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en aşağılık kimseler kıldık.
Bağlantı
37:98
99
وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ
Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim. O, beni doğru yola iletecektir."
Bağlantı
37:99
100
101
فَبَشَّرْنَـٰهُ بِغُلَـٰمٍ حَلِيمٍۢ
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
Bağlantı
37:101
102
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ
Ne zaman ki o babasının yanı sıra yürümeye başlayınca dedi ki: “Oğulcağızım, gerçekten ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bak, artık sen ne düşünürsün?” Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”
Bağlantı
37:102
103
فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ
Böylece her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) alnı üstü yere yatırdı.
Bağlantı
37:103
104
105
قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Bağlantı
37:105
106
107
108
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Bağlantı
37:108
109
110
كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Bağlantı
37:110
111
112
وَبَشَّرْنَـٰهُ بِإِسْحَـٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı müjdeledik.
Bağlantı
37:112
113
وَبَـٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَـٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ
Onu ve İshak’ı mübarek kıldık. İkisinin soyundan iyi davranan da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.
Bağlantı
37:113
114
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
Andolsun ki, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.
Bağlantı
37:114
115
وَنَجَّيْنَـٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onları ve kavimlerini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Bağlantı
37:115
116
وَنَصَرْنَـٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ
Onlara yardım ettik. Böylece üstün gelenler onlar oldular.
Bağlantı
37:116
117
118
119
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.
Bağlantı
37:119
120
121
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Bağlantı
37:121
122
123
وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Muhakkak İlyas da gönderilmiş rasullerdendi.
Bağlantı
37:123
124
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
Halkına şöyle demişti: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Bağlantı
37:124
125
أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَـٰلِقِينَ
"Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l (adlı puta) mi ibadet ediyorsunuz?"
Bağlantı
37:125
126
ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
Sizin Rabbiniz de, geçmiş atalarınızın da Rabbi Allah'tır.
Bağlantı
37:126
127
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Onu yalanladılar, bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır.
Bağlantı
37:127
128
129
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
Bağlantı
37:129
130
131
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Bağlantı
37:131
132
133
134
إِذْ نَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
Hani biz onu ve aile halkını birlikte kurtarmıştık.
Bağlantı
37:134
135
إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
Bağlantı
37:135
136
137
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.
Bağlantı
37:137
138
وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ve geceleyin (de onlara uğruyorsunuz). Yine de akıllanmayacak mısınız?
Bağlantı
37:138
139
140
141
142
فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ
Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.
Bağlantı
37:142
143
فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ
Eğer o gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı,
Bağlantı
37:143
144
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Bağlantı
37:144
145
۞ فَنَبَذْنَـٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ
Biz de onu, hasta bir halde boş bir alana/sahile attık.
Bağlantı
37:145
146
وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ
Üzerine kabak türünden (gölge yapması için) bir ağaç bitirdik.
Bağlantı
37:146
147
وَأَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ
Sonra da onu, yüz bin kişiye hatta daha fazlasına gönderdik.
Bağlantı
37:147
148
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Bağlantı
37:148
149
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ
Şimdi onlara sor: “Kız çocukları Rabbinin, erkek çocukları da kendilerinin midir?”
Bağlantı
37:149
150
أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَـٰثًۭا وَهُمْ شَـٰهِدُونَ
Yoksa biz melekleri dişi olarak yarattık da onlar buna şahit mi oldular?
Bağlantı
37:150
151
أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ
İyi bilin ki onlar iftiralarından dolayı derler ki:
Bağlantı
37:151
152
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ
“Allah doğurdu.” (diyorlar) Şüphesiz onlar elbette yalancıdırlar.
Bağlantı
37:152
153
154
155
156
157
فَأْتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin.
Bağlantı
37:157
158
وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Andolsun ki, melekler de (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
Bağlantı
37:158
159
سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
Allah; onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.
Bağlantı
37:159
160
161
162
163
164
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ
(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
Bağlantı
37:164
165
166
167
168
لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
“Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
Bağlantı
37:168
169
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
“Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Bağlantı
37:169
170
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Fakat ona (iman etmeyip) kâfir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bilecekler.
Bağlantı
37:170
171
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
Bağlantı
37:171
172
173
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَـٰلِبُونَ
Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur.
Bağlantı
37:173
174
175
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
(Başlarına geleceğini) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
Bağlantı
37:175
176
177
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ
Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!
Bağlantı
37:177
178
179
وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
Ve (başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
Bağlantı
37:179
180
سُبْحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
Üstünlük (izzet) sahibi Rabbin onların nitelemelerinden münezzehtir.
Bağlantı
37:180
181
182
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
Hamt, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Bağlantı
37:182