114 sureden 68. sure · Mekkî

Kalem Suresi

سُورَةُ القَلَمِ
52 ayet

Meal: Rowwad Translation Center, QuranEnc.com, sürüm 1.0.4. Meal, Kur’an’ın anlamlarını aktarır. Kur’an’ın kendisi Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
1
نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
Nûn.[1] Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun.
Dipnotlar[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
Bağlantı 68:1
2
مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۢ
Sen, Rabbinin nimeti sayesinde bir deli değilsin.
Bağlantı 68:2
3
وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍۢ
Senin için tükenmez bir ecir vardır.
Bağlantı 68:3
4
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍۢ
Şüphesiz sen, çok büyük bir ahlâk üzeresin.
Bağlantı 68:4
5
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
Sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Bağlantı 68:5
6
بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ
Hanginizin delirmiş olduğunu.
Bağlantı 68:6
7
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir. Hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.
Bağlantı 68:7
8
فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ
Sakın yalanlayanlara itaat etme!
Bağlantı 68:8
9
وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
Onlar ister ki, sen müsamaha gösterip, yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
Bağlantı 68:9
10
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍۢ مَّهِينٍ
Sakın itaat etme çokça yemin eden, aşağılık ve değersiz her kişiye.
Bağlantı 68:10
11
هَمَّازٍۢ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍۢ
Arkadan çekiştirip, laf götürüp getirene.
Bağlantı 68:11
12
مَّنَّاعٍۢ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
İyiliğe engel olan, saldırgan günahkâra.
Bağlantı 68:12
13
عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ
Kabaya sonra da soysuza.
Bağlantı 68:13
14
أَن كَانَ ذَا مَالٍۢ وَبَنِينَ
O mal ve oğullar sahibi oldu diye.
Bağlantı 68:14
15
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Karşısında ayetlerimiz okunduğunda “öncekilerin masallarıdır” der.
Bağlantı 68:15
16
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ
Yakında biz onun burnu üzerine damga vuracağız.
Bağlantı 68:16
17
إِنَّا بَلَوْنَـٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
Gerçek şu ki biz o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi bunları da sınadık: Hani sabah vaktinde onu mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Bağlantı 68:17
18
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
(İnşaallah diyerek, yeminlerinde) istisna da yapmıyorlardı.
Bağlantı 68:18
19
فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌۭ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ
Onlar uyurken, Rabbin tarafından bir kuşatıcı (ateş) bahçeyi sarıverdi.
Bağlantı 68:19
20
فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ
Bahçeler bir anda kapkara kesildi.
Bağlantı 68:20
21
فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ
Sabah vakti birbirlerine seslendiler.
Bağlantı 68:21
22
أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰرِمِينَ
Eğer mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın!
Bağlantı 68:22
23
فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَـٰفَتُونَ
Kendi aralarında fısıldaşarak yola koyuldular.
Bağlantı 68:23
24
أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌۭ
"Sakın bugün oraya bir yoksul girip yanınıza sokulmasın" diye.
Bağlantı 68:24
25
وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍۢ قَـٰدِرِينَ
(Yoksulları) alıkoymaya güçleri yetiyormuş gibi erkenden gittiler.
Bağlantı 68:25
26
فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde; “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.
Bağlantı 68:26
27
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Bilâkis biz, mahrum bırakıldık.
Bağlantı 68:27
28
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Onların en mu'tedil/insaflı olanı: "Ben size, keşke Allah’ı tesbih etseydiniz dememiş miydim?" dedi.
Bağlantı 68:28
29
قَالُوا۟ سُبْحَـٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ
Onlar; “Rabbimizi tesbih ederiz. Şüphesiz biz, zalim kimseler imişiz.” dediler.
Bağlantı 68:29
30
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَلَـٰوَمُونَ
Karşılıklı olarak birbirlerini kınamaya başladılar.
Bağlantı 68:30
31
قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِينَ
Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”
Bağlantı 68:31
32
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًۭا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ
“Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız.”
Bağlantı 68:32
33
كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi.
Bağlantı 68:33
34
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm Cennetleri vardır.
Bağlantı 68:34
35
أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ
Biz hiç, Müslümanlarla suçluları bir tutar mıyız?
Bağlantı 68:35
36
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Bağlantı 68:36
37
أَمْ لَكُمْ كِتَـٰبٌۭ فِيهِ تَدْرُسُونَ
Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan mı okuyorsunuz?
Bağlantı 68:37
38
إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
Onda, “Beğendiğiniz her şey sizindir” (diye mi yazılı?)
Bağlantı 68:38
39
أَمْ لَكُمْ أَيْمَـٰنٌ عَلَيْنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
Yoksa; “Neye hükmederseniz o yerine getirilir.” diye kıyamete kadar geçerli olacak, size verilmiş yeminler/sözler mi var?
Bağlantı 68:39
40
سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
Sor onlara; hangileri bunun savunuculuğunu yapacak?
Bağlantı 68:40
41
أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ
Yoksa onların ortakları mı var? Eğer doğru söyleyenler iseler o halde ortaklarını getirsinler.
Bağlantı 68:41
42
يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍۢ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
Baldırın açılacağı o günde onlar secde etmeye davet edilecekler. Fakat buna güç yetiremezler.
Bağlantı 68:42
43
خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۭ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَـٰلِمُونَ
Gözleri korku içinde, yüzlerini zillet bürümüştür. Oysa onlar, sağ salim iken secde etmeye çağrılmışlardı.
Bağlantı 68:43
44
فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
Artık beni ve bu sözü yalanlayanları baş başa bırak. Biz onları bilmeyecekleri bir yerden derece derece azaba yaklaştıracağız.
Bağlantı 68:44
45
وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ
Onlara mühlet veriyorum. Çünkü benim tuzağım çok sağlamdır.
Bağlantı 68:45
46
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًۭا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍۢ مُّثْقَلُونَ
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?
Bağlantı 68:46
47
أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Yoksa gayb onların yanındadır da onlar mı yazıyorlar?
Bağlantı 68:47
48
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌۭ
Rabbinin hükmünü sabırla bekle! Balık sahibi/Yunus gibi olma! Hani o, dertli bir sesle Rabbine seslenmişti.
Bağlantı 68:48
49
لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌۭ
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.
Bağlantı 68:49
50
فَٱجْتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Ancak Rabbi onu seçti ve onu salihlerden kıldı.
Bağlantı 68:50
51
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَـٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌۭ
Kâfirler, o zikri işittikleri vakit neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. “O, kesinlikle bir delidir.” diyorlardı.
Bağlantı 68:51
52
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَـٰلَمِينَ
Oysa o (Kur'an) ancak alemler için bir öğüttür.
Bağlantı 68:52

Niyat uygulamasında her gün okuyun ve dinleyin; namaz vakitleri, kıble ve kaldığınız yer hep yanınızda.

Niyat’ı ücretsiz edinin